09 Eylül 2010 Perşembe 15:31  19 Bin 726 Öğrenci Karne Sevinci 19:57  Çocuk Parkı mı, Oto Park mı? 00:40  Çubuk AnadoluSağlık Meslek Lisesi Mezuniyet Töreni Yapıldı 22:28  Kosice Türk İş AdamalrınıBekliyor 20:59  Çubuk Belediyesi İşçilerine İkramiye Verdi 20:01  Çubuk Terör Mağdurları Derneğinden Saray Rehabilitasyon Merkezine Ziyaret 19:57  Çubuk`ta Emlak Vergileri Keçiören`in İki Katı 19:50  Kardeş Şehir`den Çubuk`a Övgü 19:47  Çubuk Platformu 6. Olağan Kurultayı Yapıldı 21:02  Kent Konseyi`nin Süpriz Konuğu Slovakya Büyükelçisi 20:58  
 Çok Okunanlar
 
 Çok Yorumlananlar
 


Yazara Ait Tüm Yazılar
  Fazıl Alptekin CEYLAN

          f_alptekinceylan@hotmail.com
         BAYRAMLIK MEDYA

Ülkemizde yayın yapan medya kuruluşlarının  olayları ve olguları abartma huyuna artık hepimiz alıştık. Adeta  pireyi deve yapma alışkanlıklarından hiç vaz geçmediler.Abartılı haber sunmak, yada haberleri abartma davranışları konusunda bir yarışma yapılsa ,galiba dünya medyaları arasında ,bizimkileri açık ara birinci olurlar!


Bayramın ilk günü akşamından itibaren abartılı haberler TV lere  konu olmaya başladı.İl il, yaralanan elini ayağını kesen ve acil servislere başvuran insanların muhabirler tarafından, adeta çetelesi tutulmuş saat saat (seçim sonuçları duyurur gibi) yeni müracaat sayıları ile birlikte verilmekte idi. Acemi Kasaplar vurgusu ile duyurulan bu  haberlere bakarsanız ülkemde doru dürüst kurban kesmeyi beceren hiç adam yok sanırsınız.


Bu haberle aynı zamanda kesilmemek için kaçan  ve sahibine yakalanmamak için cadde sokak seğirten hayvan görüntüleri eklendi. Sanırsınız ülkemizdeki tüm hayvanlar bu perişanlık ve bilgisizlikle kurban edildi. Bazı medya kuruluşları AB standartlarını da bahane ederek cadde ve sokaklarda kesim yapan insanların perişan ve gayri sıhhi hallerini abartarak haber konusu yapmayı bu yılda sürdürmüşlerdir. Çevreye atılmış hayvan atıklarını tekrar tekrar göstererek adeta genç nesilleri bu olgudan vazgeçirme, soğutma telkinlerine varan etkiler yapmaya çalışmışlarıdır. Kurban bayramının vahşet görüntüler ile hatırlanması için  yine medyamız  elinden geleni yapmıştır.


Tam bu haberlerin arkası kesildi  ohhh derken, başka bir haberde yine izleyiciye sıkıntılı anlar yaşatılmaya başlandı. İstanbul a kar yağmış vay efendim İstanbul kara yine teslim olmuş. Erzurum a, Van a  kar düşmüş vay efendim köy yolları kapalı olduğunda doğuda hayat durmuş. Halk olarak kar yağdı kuraklık azalacak oh be diyeceğimiz haberler bile, bu şekilde abartılarak ve ters bakış açısıyla geri bize yansıtılıyor ya pes doğrusu.


Bayram süresince ülkemizdeki birçok insan gibi bende ailemle birlikte memleketime gittim. Annem, babam ve akrabalarım ile bayram geçirmek, mezar ziyaretleri yapmak  benim için ,ülkemin birçok insanı gibi, çok önemli ve vazgeçemediğim davranışlardandır. Özellikle uzun tatillerde ülkemizde 20 milyon insan yer değiştirmekte ve memleketlerine ziyaretlere gelip gitmektedir. Yani kısa bir zaman dilimi içinde 40 milyon yolcu sadece kara yolu ile taşınmaktadır. Bu durum  ise doğal olarak  kazaları ve buna bağlı olarak can kayıplarını artırmaktadır


Bayram bitti insanlar memleketlerine dönecekler derken karalı haberler medya ekranlarında ulusumuzun üstüne kara basan gibi salınmaya başladı. Her uzun tatilde, her bayram dönüşünde olduğu gibi trafik kazaları vahşi şekilde bültenlerde ekrana sunuldu. On gün içinde 130 kişinin hayatını kaybetmiş olması elbette azımsanacak veya önemsenmeyecek bir durum değildir. Can kayıplarının azaltılması için alınacak daha çok sayıda önlem bulunmaktadır. Benim itirazım bu haberlerin sunuluş şeklindeki abartıyadır. Amaç sanki haber yapıp halkımızı aydınlatmak değil de, vahşet haberleri ile reyting  yapmak uğruna toplumu linç ve rencide etmektir.


Medyamız birçok olayda olduğu gibi bu bahsettiğim  olaylarda da  üzerine düşeni yapmaktansa işine geleni yapmayı tercih etmiştir. Demokratik ülkelerde 4. güç olarak yasama , yürütme ve yargının yanında önemli bir konumu olan medyanın ülkemizdeki durumu oldukça düşündürücü ve vahimdir.Toplum yararı gözetilmeden şirket yararı esasına göre davranmaları kamu vicdanını da yaralamaktadır.


 KİRLİ HAVA KABUSU GERİ GELDİ


Ben Ankara ya ilk olarak 1989 yılının Kasım ayında geldim. O anki sisli ve kirli havayı asla unutamıyorum. Otobüsten Mamak köprüde inmiş ve hemen bir taksiye binerek    Abidinpaşa ya hareket etmiştik. Evimize  gelinceye kadar taksiden önümüzü  görememiş, indiğimizde de  nefes almakta dahi zorlanmıştık. O yıllarda Ankara da  kömür denetimi olmadığı gibi doğal gazda henüz yoktu. O tarihlerde Ankara nın ne havası temizdi nede suyu içiliyordu. Arkasından Murat Karayalçın döneminde Afrika dan kaliteli issiz kömür ithalatı başlatıldı, kaçak kömür denetimleri etkin kılındı ve nihayet Ankara ya en temiz yakıt olan doğalgaz getirildi.1990 lı yıllarda Ankara da hava kirliliği sorunu kalmadı, iki yıl öncesine kadar suyu gönül rahatlığıyla kullanılır hatta içilir bile oldu….Taki bu son iki yıla kadar…


Şimdilerde benim oturduğum semtlerde eskisi kadar olmasa da yeniden hava kirliliği sorunu başladı. Doğalgazın konutlarda bu denli yaygın olduğu günümüzde bu  kadar  kirli havanın olması şaşırtıcı değimlidir?


Hayır değildir? Gece Konduların yoğun olduğu semtlerde belediye halka yardım adı altında kalitesiz kömür dağıtmaya başlamıştır. Bu kaçak karışımı kömürlerin çıkardığı dumanlar isler  ise şehrin havasını yeniden bozmuştur.Şehre girerken kaçak yakalanan kömürler kalitesiz olmasına rağmen belediye ambalajları ile yoksul insanlara yakacak yardımı olarak geri verilmektedir. Bu ise kirliliğin baş nedenini teşkil etmektedir.


Soruyorum şimdi herkese;  birileri pahalı doğalgaz kullanıp, az ısındığı halde çok fatura ödeyerek çevreye zarar vermediği halde, belediye başkanlarının kişisel oy toplama hesapları için toplum sağlığının tehlikeye atmaları doğrumudur? Sırf seçim kazanmak için yoksul insanlarımıza  kalitesiz kömürlerden dağıtmak, bunlardan  çıkan dumanla-isle kirlenen havayı yaşlı insanlara ve çocuklara solutmak diğerlerine haksızlık değimlidir. Bu haksızlıktan doğan vebali (artık Türk mahkemelerinden ve savcılarından halk umudu kesti) başkanlar nasıl ve nerede ödeyecekleridir. Kime ne zaman hesap vereceklerdir?

2008-12-22 Bu yazı  474  kere okundu Yazıcıya Yolla
Son Yazıları:

Senin Hakimin – Benim Hakimim
EĞİTİMDE POPÜLİZİM
DAMAT FERİT
DAMAT FERİT
FİLİSTİN-GAZZE NİN ELDEN ÇIKIŞI
Bayramlık Medya
YORUMLAR
 ibrahim  2009-01-11
  gazze
 allah yardım etsin sabırlar versin
 aynur sönmez  2009-01-05
  göstermelik bunlar
 evet hocam çok güzel konulara deyinmişsin gerçekten.oy alabilmek için yapılan bi oyun kim gelse ceplerini dolduruyo .kime oy vereceyiz hocam.
BU YAZIYA YORUMUNUZU EKLEYİN
İsim
E-posta
Başlık
Yorum
       Tüm alanlari doldurmaniz gerekmektedir
Döviz Kurları
  Alış Satış
$ Dolar 1.5033 1.5106
Euro 1.9179 1.9272
Untitled Document
  Hava Durumu
ANKARA
ANKARA
ANKARA
ANKARA
ANKARA
 Videolu Haberler
 Aç martı güvercini böyle yedi  TTK eski başkanı Halaçoğlu ndan tabela uyarısı
Genel Editör
Ahmet YALÇIN
Ankara İçin Çözüm
Yazarlarimiz
Kadir BOZDOĞAN
Sevgili Okuyucular
Şuayip YAMAN
Çalıntepe`deKurulacak Taş Ocağı Kime Yarar Sağlayacak?
Fazıl Alptekin CEYLAN
Senin Hakimin – Benim Hakimim
Abdurrahim SOMUNCU
Kelime-i Şehadet ve Anlamı Nedir
Misafir Yazarlar
Funda Konya
Mavi`nin Değeri
Iletisim   |   Künye   |   Anasayfam yap   |   Sik Kullanilanlara Ekle
Elif Eğitim Reklam San. Tic. Ltd. Şti.