Ülkemizde yayın yapan medya kuruluşlarının olayları ve olguları abartma huyuna artık hepimiz alıştık. Adeta pireyi deve yapma alışkanlıklarından hiç vaz geçmediler.Abartılı haber sunmak, yada haberleri abartma davranışları konusunda bir yarışma yapılsa ,galiba dünya medyaları arasında ,bizimkileri açık ara birinci olurlar!
Bayramın ilk günü akşamından itibaren abartılı haberler TV lere konu olmaya başladı.İl il, yaralanan elini ayağını kesen ve acil servislere başvuran insanların muhabirler tarafından, adeta çetelesi tutulmuş saat saat (seçim sonuçları duyurur gibi) yeni müracaat sayıları ile birlikte verilmekte idi. Acemi Kasaplar vurgusu ile duyurulan bu haberlere bakarsanız ülkemde doru dürüst kurban kesmeyi beceren hiç adam yok sanırsınız.
Bu haberle aynı zamanda kesilmemek için kaçan ve sahibine yakalanmamak için cadde sokak seğirten hayvan görüntüleri eklendi. Sanırsınız ülkemizdeki tüm hayvanlar bu perişanlık ve bilgisizlikle kurban edildi. Bazı medya kuruluşları AB standartlarını da bahane ederek cadde ve sokaklarda kesim yapan insanların perişan ve gayri sıhhi hallerini abartarak haber konusu yapmayı bu yılda sürdürmüşlerdir. Çevreye atılmış hayvan atıklarını tekrar tekrar göstererek adeta genç nesilleri bu olgudan vazgeçirme, soğutma telkinlerine varan etkiler yapmaya çalışmışlarıdır. Kurban bayramının vahşet görüntüler ile hatırlanması için yine medyamız elinden geleni yapmıştır.
Tam bu haberlerin arkası kesildi ohhh derken, başka bir haberde yine izleyiciye sıkıntılı anlar yaşatılmaya başlandı. İstanbul a kar yağmış vay efendim İstanbul kara yine teslim olmuş. Erzurum a, Van a kar düşmüş vay efendim köy yolları kapalı olduğunda doğuda hayat durmuş. Halk olarak kar yağdı kuraklık azalacak oh be diyeceğimiz haberler bile, bu şekilde abartılarak ve ters bakış açısıyla geri bize yansıtılıyor ya pes doğrusu.
Bayram süresince ülkemizdeki birçok insan gibi bende ailemle birlikte memleketime gittim. Annem, babam ve akrabalarım ile bayram geçirmek, mezar ziyaretleri yapmak benim için ,ülkemin birçok insanı gibi, çok önemli ve vazgeçemediğim davranışlardandır. Özellikle uzun tatillerde ülkemizde 20 milyon insan yer değiştirmekte ve memleketlerine ziyaretlere gelip gitmektedir. Yani kısa bir zaman dilimi içinde 40 milyon yolcu sadece kara yolu ile taşınmaktadır. Bu durum ise doğal olarak kazaları ve buna bağlı olarak can kayıplarını artırmaktadır
Bayram bitti insanlar memleketlerine dönecekler derken karalı haberler medya ekranlarında ulusumuzun üstüne kara basan gibi salınmaya başladı. Her uzun tatilde, her bayram dönüşünde olduğu gibi trafik kazaları vahşi şekilde bültenlerde ekrana sunuldu. On gün içinde 130 kişinin hayatını kaybetmiş olması elbette azımsanacak veya önemsenmeyecek bir durum değildir. Can kayıplarının azaltılması için alınacak daha çok sayıda önlem bulunmaktadır. Benim itirazım bu haberlerin sunuluş şeklindeki abartıyadır. Amaç sanki haber yapıp halkımızı aydınlatmak değil de, vahşet haberleri ile reyting yapmak uğruna toplumu linç ve rencide etmektir.
Medyamız birçok olayda olduğu gibi bu bahsettiğim olaylarda da üzerine düşeni yapmaktansa işine geleni yapmayı tercih etmiştir. Demokratik ülkelerde 4. güç olarak yasama , yürütme ve yargının yanında önemli bir konumu olan medyanın ülkemizdeki durumu oldukça düşündürücü ve vahimdir.Toplum yararı gözetilmeden şirket yararı esasına göre davranmaları kamu vicdanını da yaralamaktadır.
KİRLİ HAVA KABUSU GERİ GELDİ
Ben Ankara ya ilk olarak 1989 yılının Kasım ayında geldim. O anki sisli ve kirli havayı asla unutamıyorum. Otobüsten Mamak köprüde inmiş ve hemen bir taksiye binerek Abidinpaşa ya hareket etmiştik. Evimize gelinceye kadar taksiden önümüzü görememiş, indiğimizde de nefes almakta dahi zorlanmıştık. O yıllarda Ankara da kömür denetimi olmadığı gibi doğal gazda henüz yoktu. O tarihlerde Ankara nın ne havası temizdi nede suyu içiliyordu. Arkasından Murat Karayalçın döneminde Afrika dan kaliteli issiz kömür ithalatı başlatıldı, kaçak kömür denetimleri etkin kılındı ve nihayet Ankara ya en temiz yakıt olan doğalgaz getirildi.1990 lı yıllarda Ankara da hava kirliliği sorunu kalmadı, iki yıl öncesine kadar suyu gönül rahatlığıyla kullanılır hatta içilir bile oldu….Taki bu son iki yıla kadar…
Şimdilerde benim oturduğum semtlerde eskisi kadar olmasa da yeniden hava kirliliği sorunu başladı. Doğalgazın konutlarda bu denli yaygın olduğu günümüzde bu kadar kirli havanın olması şaşırtıcı değimlidir?
Hayır değildir? Gece Konduların yoğun olduğu semtlerde belediye halka yardım adı altında kalitesiz kömür dağıtmaya başlamıştır. Bu kaçak karışımı kömürlerin çıkardığı dumanlar isler ise şehrin havasını yeniden bozmuştur.Şehre girerken kaçak yakalanan kömürler kalitesiz olmasına rağmen belediye ambalajları ile yoksul insanlara yakacak yardımı olarak geri verilmektedir. Bu ise kirliliğin baş nedenini teşkil etmektedir.
Soruyorum şimdi herkese; birileri pahalı doğalgaz kullanıp, az ısındığı halde çok fatura ödeyerek çevreye zarar vermediği halde, belediye başkanlarının kişisel oy toplama hesapları için toplum sağlığının tehlikeye atmaları doğrumudur? Sırf seçim kazanmak için yoksul insanlarımıza kalitesiz kömürlerden dağıtmak, bunlardan çıkan dumanla-isle kirlenen havayı yaşlı insanlara ve çocuklara solutmak diğerlerine haksızlık değimlidir. Bu haksızlıktan doğan vebali (artık Türk mahkemelerinden ve savcılarından halk umudu kesti) başkanlar nasıl ve nerede ödeyecekleridir. Kime ne zaman hesap vereceklerdir? |