Bir başlık daha atalım Egemenler ileri, sömürülenler IMF ye! Sevgili dostlar, bakmayın dünya genelinde yayılan “Kriz var” havasına...
Son halka olarak “ulusal devletlerin” birikimleri “transfer edilirken”, “egemenler” ile “egemen olunanların” aralarındaki farkı büyütecek projeler hızla devam ediyor.
Biz “Acaba IMF den sadaka alsak mı?” diye tartışıp, anamuhalefetin “çarşafa dolanmasını” tartışırken, dünya hızla ilerliyor...
Hem de hangi konuda ilerliyor insan genomu konusunda!
Bu ne demek?
Şu demek: “Torunlarınıza, çocuklarınıza, onların akıllarına, bedenlerine, istedikleri gibi müdahale edebilecekler, bize özel hastalıklar üretebilecekler”, “derman” diye bizleri kapılarında süründürebilecekler” demek...
Düşününce, tablo “korkunç” değil mi!
Peki neler oluyor bu alanda?
Birlikte sorgulayalım - İnsanın “sırları” çözülüyor. Özellikle ABD de “devlet destekli” yürütülen “insan genomu” projesine karşı özel sektörde müthiş bir atak var.
- İngiltere, ABD den sonra “bu konuya özel ve devlet” anlamında an fazla fon ayıran ülke. İngiliz araştırmacılar da “ciddi” yol almış durumdalar.
- Özel sektör içinde en dikkat çeken firmalardan biri “Celera Genomics” ve arkasındaki isim “devlet gen projesine” kafa tutmasıyla öne çıkan Craig Venter.
- Hatta özel şirketlerden biri olan “Celera” ve bağlaşık şirketler o kadar ileri gitmişler ki yapay bir hayat formu daha doğrusu sentetik kromozom yapmayı başarmışlar.
- Aralarında Nobel ödüllü Hamilton Smith adlı bilim adamının da bulunduğu 20 kişilik ekip, tamamen laboratuvar kimyasal malzemeleri kullanarak, 580 bin çift genetik şifre içeren 381 geni birbirine ekleyerek yapay kromozomu elde etmişler. Burada önemli bir tartışmayı da aktaralım bu yapay hayat formu bir bakteriye enjekte edilip onu ele geçirip, kontrol ederek gelişiyor. Yani “beden istendiği” gibi şekillendirilebiliyor ama “ruh” yani “canlılık” için “bakteri” kullanılıyor.
- İnsan genomu projesi 1990 yılında “resmi” olarak başlıyor. 1990 yılında Türkiye de nelerle uğraştığımızı lütfen düşünelim. Bugün kamuoyuna açıklanan sonuçlarından bildiğimiz kadarıyla “insan genomu” tam bir matematiksel tabloya dönüştürülmek üzere. Ne olur demeyin... Şöyle izah edeyim karşınızdakinin yaptığı biyolojik silah hakkında “en küçük bir fikriniz” dahi olamadan sizi “silebilirler”.
- Aynı şekilde bu çalışmalara paralel olarak “farmakogenomi” de yani “insanın gen yapısına uygun ilaç geliştirme” alanında da inanılmaz adımlar atılıyor. Şimdi bunu yine tersten düşünün biyolojik bir savaşta “düşmanınız” nerede duruyor?
- İşin daha da ilginç yanı “Amerika ve İngiltere de” bu projelere para yatıran şirketler, genelde ülkenin en büyük “holdingleri” ve “bağlantılı şirketleri”. Aklıma bizim “büyükler” geldi. Daha geçen gün bayan bir holding yöneticisi “ne kadar çok market açtıklarını” anlatıp, televizyonlarda “aferin” bekliyordu. Gerçekten aferin vatandaştan malı vadeli al, rafa koy peşin sat, ürünlerin çoğu ithal olsun, yerli halkı “hizmet sektöründe” asgari ücretle kullan, sonra çıkıp ne kadar büyük yatırımcıyım de! “Finansal entelektüel birikim” yok ki!
Sonuç: Dünya genelinde “egemenler” yeni dünya düzenini kurguluyor ve bizler maalesef çok ama çok geride kalıyoruz. Bizler neyi tartışıyoruz “IMF den sadaka almayı” veya “müthiş muhalefetin buluşu olan çarşaf açılımını”...
Son söz: Bu ülkede “ona, buna sataşmayı” marifet sanan “cahiller” en büyük gazetelerde “köşe yazarı”! Sermayeye “Gel yatırım yap” desen, “Kaç çek alacağım, kaç günden döner?” diyecek! Halka sorsan “Sabahları kadın programları, öğleden sonra izdivaç, akşama da maç varken uğraşamam bunlarla” diyecek! Gerçekten çok endişeliyim adamlar “genimizin şifresini” çözerken, “sadece kuru öğünmeler ile” yarınlarımızı nasıl garanti altına alacağız! |