10 Mart 2010 Çarşamba 23:11  Ünveren Mobilya’nın Yemek Daveti 00:44   Vergi Haftası Kutlandı 00:41  Çiftçilere Seracılık ve Gübreleme Konusunda Sunum Yapıldı 00:35  Muhtarlar Bilgisayar Kursunda 00:30  Sinema Keyfi 00:26  Başkan Özden, Esnafları Ziyaret Etti 20:56   Başkan Özden, Hapkido Sporcularını Kabul Etti 20:53  Çubuk Süper Minikler Açık Eskrim Turnuvası Sona Erdi 20:45  Karagöl Özel Eğitim Merkezi Öğrencilerinin Tiyatro Sefası 20:18  Üç Aday 20:15  
 Çok Okunanlar
 Ünveren Mobilya’nın Yemek Daveti
 Çok Yorumlananlar
 


Yazara Ait Tüm Yazılar
  

          
         SÖMÜRÜLENLERİN” GENİ “EGEMENLERİN” ELİNE GEÇİYOR

Bir başlık daha atalım Egemenler ileri, sömürülenler IMF ye! Sevgili dostlar, bakmayın dünya genelinde yayılan “Kriz var” havasına...


Son halka olarak “ulusal devletlerin” birikimleri “transfer edilirken”, “egemenler” ile “egemen olunanların” aralarındaki farkı büyütecek projeler hızla devam ediyor.


Biz “Acaba IMF den sadaka alsak mı?” diye tartışıp, anamuhalefetin “çarşafa dolanmasını” tartışırken, dünya hızla ilerliyor...


Hem de hangi konuda ilerliyor insan genomu konusunda!


Bu ne demek?


Şu demek: “Torunlarınıza, çocuklarınıza, onların akıllarına, bedenlerine, istedikleri gibi müdahale edebilecekler, bize özel hastalıklar üretebilecekler”, “derman” diye bizleri kapılarında süründürebilecekler” demek...


Düşününce, tablo “korkunç” değil mi!


Peki neler oluyor bu alanda?


Birlikte sorgulayalım
- İnsanın “sırları” çözülüyor. Özellikle ABD de “devlet destekli” yürütülen “insan genomu” projesine karşı özel sektörde müthiş bir atak var.


- İngiltere, ABD den sonra “bu konuya özel ve devlet” anlamında an fazla fon ayıran ülke. İngiliz araştırmacılar da “ciddi” yol almış durumdalar.


- Özel sektör içinde en dikkat çeken firmalardan biri “Celera Genomics” ve arkasındaki isim “devlet gen projesine” kafa tutmasıyla öne çıkan Craig Venter.


- Hatta özel şirketlerden biri olan “Celera” ve bağlaşık şirketler o kadar ileri gitmişler ki yapay bir hayat formu daha doğrusu sentetik kromozom yapmayı başarmışlar.


- Aralarında Nobel ödüllü Hamilton Smith adlı bilim adamının da bulunduğu 20 kişilik ekip, tamamen laboratuvar kimyasal malzemeleri kullanarak, 580 bin çift genetik şifre içeren 381 geni birbirine ekleyerek yapay kromozomu elde etmişler. Burada önemli bir tartışmayı da aktaralım bu yapay hayat formu bir bakteriye enjekte edilip onu ele geçirip, kontrol ederek gelişiyor. Yani “beden istendiği” gibi şekillendirilebiliyor ama “ruh” yani “canlılık” için “bakteri” kullanılıyor.


- İnsan genomu projesi 1990 yılında “resmi” olarak başlıyor. 1990 yılında Türkiye de nelerle uğraştığımızı lütfen düşünelim. Bugün kamuoyuna açıklanan sonuçlarından bildiğimiz kadarıyla “insan genomu” tam bir matematiksel tabloya dönüştürülmek üzere. Ne olur demeyin... Şöyle izah edeyim karşınızdakinin yaptığı biyolojik silah hakkında “en küçük bir fikriniz” dahi olamadan sizi “silebilirler”.


- Aynı şekilde bu çalışmalara paralel olarak “farmakogenomi” de yani “insanın gen yapısına uygun ilaç geliştirme” alanında da inanılmaz adımlar atılıyor. Şimdi bunu yine tersten düşünün biyolojik bir savaşta “düşmanınız” nerede duruyor?


- İşin daha da ilginç yanı “Amerika ve İngiltere de” bu projelere para yatıran şirketler, genelde ülkenin en büyük “holdingleri” ve “bağlantılı şirketleri”. Aklıma bizim “büyükler” geldi. Daha geçen gün bayan bir holding yöneticisi “ne kadar çok market açtıklarını” anlatıp, televizyonlarda “aferin” bekliyordu. Gerçekten aferin vatandaştan malı vadeli al, rafa koy peşin sat, ürünlerin çoğu ithal olsun, yerli halkı “hizmet sektöründe” asgari ücretle kullan, sonra çıkıp ne kadar büyük yatırımcıyım de! “Finansal entelektüel birikim” yok ki!


Sonuç: Dünya genelinde “egemenler” yeni dünya düzenini kurguluyor ve bizler maalesef çok ama çok geride kalıyoruz. Bizler neyi tartışıyoruz “IMF den sadaka almayı” veya “müthiş muhalefetin buluşu olan çarşaf açılımını”...


Son söz: Bu ülkede “ona, buna sataşmayı” marifet sanan “cahiller” en büyük gazetelerde “köşe yazarı”! Sermayeye “Gel yatırım yap” desen, “Kaç çek alacağım, kaç günden döner?” diyecek! Halka sorsan “Sabahları kadın programları, öğleden sonra izdivaç, akşama da maç varken uğraşamam bunlarla” diyecek! Gerçekten çok endişeliyim adamlar “genimizin şifresini” çözerken, “sadece kuru öğünmeler ile” yarınlarımızı nasıl garanti altına alacağız!

2008-12-22 Bu yazı  606  kere okundu Yazıcıya Yolla
Son Yazıları:
YORUMLAR
BU YAZIYA YORUMUNUZU EKLEYİN
İsim
E-posta
Başlık
Yorum
       Tüm alanlari doldurmaniz gerekmektedir
Döviz Kurları
  Alış Satış
$ Dolar 1.5310 1.5384
Euro 2.0811 2.0911
Untitled Document
  Hava Durumu
ANKARA
ANKARA
ANKARA
ANKARA
ANKARA
 Videolu Haberler
 Aç martı güvercini böyle yedi  TTK eski başkanı Halaçoğlu ndan tabela uyarısı
Genel Editör
Ahmet YALÇIN
Ankara İçin Çözüm
Yazarlarimiz
Kadir BOZDOĞAN
Şuayip YAMAN
Vergi Haftası
Fazıl Alptekin CEYLAN
Senin Hakimin – Benim Hakimim
Abdurrahim SOMUNCU
Birlikten Güç Doğar
Iletisim   |   Künye   |   Anasayfam yap   |   Sik Kullanilanlara Ekle
Elif Eğitim Reklam San. Tic. Ltd. Şti.