yokluğunun sızısı içimizde kalacaklar listesinde hep önlerde olacak bir ADAMIN arkasından...
gözlerinde sakin bir yalnızlık, bakışlarında
delici bir seziş, çizgilerinde bildiklerinin biriktirdiklerinin
derin
izleri...
kah gülüp neşelenerek,kah çaresizlikle öfkelenerek hayata dair bize verdiği dersler kulağımızda asılı kaldı.
0 nun takipçileri;
bazen bilgiyle donanmış bir öğretmen bazen dost arkadaş bazen sert bir lider
bazen kırılgan bir sevgili bulurdu zengin kişiliğinde.
tarihe dair en önemli detayları bulup gözümüze sokar, siyasete dair en ince nüanslara dikkatimizi çeker,
aşka dair en yakıcı sözlerle yüreğimizi dağlardı! !
rüyalarımıza giren, hayallerimizin ulaşamadığı Paris i ondan dinledik. zenginliği kadar, sefaletini de anlattı efsane şehrin. . .
kurtuluş savaşını yaşattı zaman zaman, komutan insan GAZİ Atatürk onun ağzından daha gerçekçi, daha yakındı bize!
ölmedi ölmez
eserleri var
şiirleri elimizin altında düşünceleri kitaplarında …… bunlar çaresiz avuntularımız. kaybettik. ne yazık ki...
ölümü de yaşamı kadar zarif ve özeldi.
kimseleri hastane kapılarında ağlatmadan,kimselere günlerce endişeler yaşatmadan, mumlar, ağıtlar yaktırmadan, vakur dik zinde
ve sessizce
zamanı tamamlayıp aramızdan ayrıldı kasketini gözlerine siper ederek.
belki ardına heveslerini gizledi, belki sevdalarını, belki korkularını.
ıslak gözlerinde muzip bir ifade vardı belki de
öldüğünde.
ya da umarsız bir keder…
kalbini tutuşturup ona o güzelim şiirleri yazdıran kadınları neredeydiler kimbilir? elini tutmalı, terini şilmeli, gözlerine akmalılardı aslında.
gidişinde yüreklendirmeliydiler, yaşadıklarında onlara verdiği güzellikler hatırına…
kaç kadın vardır ki, bırakıp gittiğinde "ben sana mecburum bilemezsin" densin ardından? bu . ne şansıtır?
şans bu kadar kısmetsiz midir?
"zaten yok" olanlardan biri, elleri titreyerek, serin bir bardak su vermeli değil miydi veda ederken bu aleme ATTİLA İLHAN? onlar için yazılan şiirler helal olsun diye…
kadını kutsayan, aşkı göklere yazan, insanı tepesine çıkaran o adamın son vedasında yüzüne damlayan gözyaşları,
sevgili sıcaklığında olmalıydı, kardeş çaresizliğinde değil.
hiç olmazsa başında bir kadın daha bulunmalıydı şiirlerinden kopup gelen…
belki o şahane derinliği besleyen bu büyük yalnızlıktı. belki böylesi daha anlamlıydı.
aklımızda,
sözlere asıl değerini vererek anlatan etkileyici sesiyle,
gözlerindeki binbir anlamı gölgeleyen, haki kahve gri, çapkın kasketleriyle
sonbahar yapraklarının üstünde gözlerini kısarak heryeri kucaklar gibi başı bulutlarda yürüyen, anlatırken önündeki notları hayatı kadar savruk ama
istediğini istediği yerde bulabilen ,zeki bilge muzip kısık gözlü hayaliyle kalacak… öylece kalacak…
sanki hep düşünen, sanki hep gülen, sanki hep gören,
ve hiç ara vermeyen bir aşık…
bir şairin, yazarın ,düşünürün, gezginin, ardından söylenecek çok şey var, eğer boğazımızda düğümlenenler olmasa…
hazan mevsiminde aramızdan ayrılan, güz renkli adam
sana selam olsun!
vatan ulus
insanlık Ve aşk adına. |