Benim annemin bir tane olduğu gibi, herkesin annesi de bir tanedir elbet. Ama kız çocukları için babalar bir başka. İlk aşık olduğumuz kişi babamızdır. Büyüyünce evlenmek istediğimiz tek delikanlıdır o. Dünyadaki en yakışıklı erkektir (ta ki büyüyene kadar! Aklımız erdiğinde dünyadaki tek yakışıklı erkek ATATÜRK’TÜR.) Babamıza bu kadar düşkün olmamıza rağmen; ağlarken mızmızlanırken Anneeee! diye ağlarız. Çünkü bir tek o avutur bizi. Bir tek o çeker kahrımızı. O yüzden bir tanedir ya anneler. Gözümüzü annemizin hadi uyan demesiyle açıp, hadi artık uykuya demesiyle kapatırız. Okul ve iş hayatımız boyunca alıştırmıştır annemiz bizi bu ilgiye. Ya annem olmaz ise… Kim uyandırır beni sabahları? Kim öpüp iyi geceler diye uyutur beni? Kim sever beni annem olmaz ise, kim anlar derdimi gözüme bir kere bakmak ile? Kim getirir omzunu ben ağlarken, kimden alırım ben gücümü? Ben yaşadığım sürece yanımda olannem. - Anne dışarıda alış-verişteydi. İki buçuk yaşındaki bebeğe babası gözkulak oluyordu.
Aslında bu pek de zor bir şey değildi. Yavrucak halının üzerinde çay seti oyuncağıyla oynarken baba da koltuğunda gazetesini okuyor, ara sıra da bebeğinin kendisine çay seti oyuncağının minik plastik fincanlarıyla ikram ettiği suları çay niyetine içerek oyuna iştirak ediyordu.
Derken anne eve geldi. Baba anneye sus işareti yapıp, bebeği izlemesini istedi. Bu çok şirin hareketini annenin de görmesini istiyordu. Anne, bebeğin elinde çay fincanıyla salondan çıkıp, biraz sonra içi su dolu olarak babasına getirmesini ve babanın da onu çaymış gibi içmesini seyretti.
Sonra gayet sakin bir tavırla elindekilerle mutfağa geçerken eşine seslendi:
- Uzanabildiği tek su kaynağının klozet olduğunu biliyorsun, değil mi ?
Sonuç-1: Anneler evlatlarını çok sever ve onlara dair her şeyi bilir.
Sonuç-2: Babalar evlatlarına dair bir çok şeyi bilmez ama onları çok sever.
|