Çubuk Platformunun kuruluş çalışmalarının yapıldığı Nisan ve Mayıs 2004 toplantılarında aldığı ilk kararlardan biriside Çubukta bir yüksekokul ve akabinde üniversitenin kurulması yer alıyordu. Toplantılar sırasında bu üniversitenin adının Yıldırım Beyazıt Üniversitesi olması gerektiğini o zaman ki başkan Sayın Ahmet Yalçın ile yaptığımız söyleşilerde bahsetmiştim. Başta Çubuk platformu olmak üzere, yerel yöneticilerin, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum örgütleri, yerel medya, esnaf ve halkın desteği ile hedefe adım adım ulaşıldı ve ilk önce Gazi Üniversitesine bağlı iki Yüksek Okulun Çubuk a taşınması sağlandı. Ardından 2010 yılında yeni kurulacak olan 8 devlet üniversite arasında Yıldırım Beyazıt Üniversitesinin adının geçmesi ile birlikte Üniversitesinin Çubuk ta kurulması konusunda başta Çubuk Belediyesi olmak üzere Çubuk platformu ve diğer sivil toplum örgütleri, siyasi parti temsilcileri ve yerel medya kuruluşu temsilcilerinin katılımı ile Çubuk Kent konseyi toplantısı yapıldı ve gerekli çalışmalara ivedilikle başlanmasına karar verildi. Bu kuruluşların yoğun çabaları sonucunda ve Başbakanımız Sayın Recep Tayip Erdoğan ın desteği ile Üniversitenin Ankara nın Kuzeyinde Çubukta ilçesi sınırları içerinde kurulması sağlandı. Üniversite 27648 Sayı ve 21 Temmuz 2010 tarihinde Resmî Gazete yayımlanan kararla Türkiye nin 97. ve Ankara nın beşinci devlet üniversitesi olarak resmen kuruldu.
Kurucu rektörün atanmasını takiben kampus üniversitesi olması planlanan üniversitenin en uygun kuruluş yerinin neresi olacağı konusunda arayışlar başladı. Hali hazırda Gazi Üniversitesine tahsis edilen Çubuk merkezindeki yerleşke ve Kargın Mahallesi yakınındaki Bağandaş mevkindeki toplam 1713 dönümlük arazilerin en uygun yer olduğu ve burada kurulması gerektiği konusunda ilçe halkı. yerel yönetim ve sivil toplum örgütlerinin ısrarlarına rağmen bu bölgeler çeşitli bahaneler gösterilerek tercih edilmedi. Üniversite yönetiminin tercihi sonucunda Yenice-Esenbağa-Dumlupınar-Kızılca ve Melikşah mahalleleri arasında yaklaşık 3000 bin dönümlük bir arazinin üniversiteye tahsisi sağlandı. TOKİ ile anlaşılarak kamus inşaatına önümüzdeki dönem başlanacağı ifade edilmekte.
http://www.ybu.edu.tr/aday.asp
Üniversitenin 2011-2012 Eğitim Öğretim yılında 5 fakülteye 160 ı yabancı uyruklu (Balkanlar ve diğer ülkelerden) olmak üzere toplam 740 öğrenci alınması planlanmış ve 2011 yılı LYS sınavı sonucunda yerli öğrenci kontenjanlarının tamamı dolmuş, ancak yabancı öğrenci kontenjanları ile ilgili net bir bilgi alınamamıştır. Üniversitede eğitim dili Sağlık Bilimleri Fakültesinde Türkçe, Hukuk fakültesi % 30 u İngilizce ve diğer fakültelerde İngilizcedir. Üniversite yönetimince tek kampus olma isteğinde israr edilmesine rağmen üniversitesinin, 2011-2012 öğretim yılında Ankara nın beş farklı noktasında hizmet sunacağı görülmektedir. Bunlar; Ulus-İsmetpaşa semtindeki eski İl özel İdaresi binası, Cinnah Caddesinde bir bina (yüksek lisans ve doktora eğitimi için enstitülere tahsis edilmiş), Antares ve Metro yanındaki Etlik Yerleşkesi (fakültelerin hazırlık öğrencilerinin eğitim alacağı merkez) ve Esenboğa mahallesindeki bina ve Bilkent teki Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi binasıdır. Önümüzdeki yıllardan itibaren (inşaat bitiminden sonra) eğitim ve öğretime ilçemiz sınırları içerisinde yer alan, Esenboğa Havaalanı yakınındaki 3000 dönüm arazide kurulacak olan ESENBOĞA ANA KAMPUSU nde devam etmesi planlanmaktadır. Üniversite web sayfasında Tıp Fakültesi ve Sağlık Bilimleri Fakültelerinde öğrenim görecek olan yüksek lisans/doktora öğrencileri ve araştırma görevlilerinin üniversitenin "Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi" olan Ankara Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi nin de yer aldığı "Yıldırım Beyazıt Üniversitesi BİLKENT Yerleşkesi"nde öğrenim görecekleri ifade edilmektedir.
Üniversite rektörü sayın Prof.Dr.Metin Doğan üniversitedeki öğrencilerin %25 nin yabancı uyruklu, % 50 sininde yüksek lisans ve doktora öğrencisi olacağını ifade etmektedir. Ayrıca, Cumhuriyetimizin 100. Kuruluş yıldönümü olan 2023 yılında dünya da ilk 500 üniversite arasına girmeyi hedeflediklerini belirtmektedir. (http://www.ybu.edu.tr/2.asp?see=257). Bu hedefler yerinde bir hedeftir. Özellikle yabancı öğrencilere yönelinmesi önemli bir karar. Çünkü Türkiye maalesef bölgenin eğitim merkezi olması konusunda geç kalmıştır.
Başta Çin, Hindistan ve Arap ülkeleri olmak üzere gelişmekte olan birçok ülkedeki varlıklı aileler çocuklarını kaliteli ve dünya standartlarında Yüksek öğretim için başta İngiltere ve ABD olmak üzere Batı ülkelerine göndermektedirler. Ülkesi dışında bir ülkede öğrenim gören öğrencilerin sayısı son yıllarda 2.7 milyondan 3 milyona yükselmiş ve yakın bir gelecekte 7 milyona çıkacağı öngörülmektedir. Yabancı öğrencileri cezp etme açısından İngiltere ABD den sonra liderlik konumunu korumaktadır. İngiltere nin ABD ve Avustralya ile büyük bir rekabet içerisinde olduğu da biliniyor. Çünkü bu sektör bu ülkelerin ekonomisine önemli oranda gelir sağlamaktadır. Ayrıca bunun yanı sıra eğitim verdiği yabancı uyruklu öğrencilerin ülkelerine döndükten sonra önemli mevkilere geldiklerinde bu ülke ile her türlü ekonomik-siyasi-kültürel ilişkileri kolayca kurabilmektedir. Ülkemizdeki üniversitelerinde bu pazardan yeterince pay alabilmesi için gerekli alt yapı ve tanıtım çalışmalarını biran önce başlatmaları gerekir. Bu konuda ülkemizde çalışma başlatan üniversitelerden birisi de Gaziantep te yeni kurulan Zirve Üniversitesidir.Bu üniversitede 22 farklı ülkeden 100 e yakın yabancı öğrenci öğrenim görmekte Zirve Üniversitesi önümüzdeki dönem ülke sayısını 40 a çıkararak tüm kontenjanları doldurmayı hedefliyor. Uluslar arası bir marka olmayı hedefleyen üniversitelerimizde bu oranın en az % 10 olması gerekir. Bu oran yurtdışındaki tanınmış üniversitelerde % 25 lerde olduğu görünmektedir. Örneğin, Harvard Üniversitesindeki yabancı öğrenci oranı (2008) %23, Stanford %24, MIT %29.4, Oxford ise %25tir. Yabancı öğrencileri cezp etme konusundaki en büyük rekabetin başta ABD, AB üyesi bazı ülkeler ile Çin, Hindistan, Kore gibi ülkeler arasında geçtiği görülmektedir. Önümüzdeki yıllarda tüm dünya da yüksek öğrenime olan talebin giderek artacağı dikkate alındığında ülkemiz üniversitelerinin de bu global pazardan pay alabilmesi için üniversitelerin kendi yapacakları çabalar yanında (eğitim fuarlarına katılım vb.) devletinde ülke tanıtımında turizm ve ekonomik boyutlar yanında Türk Yüksek Öğretim Sistemi ve Üniversite tanıtımlarına da yer vermesi gerekir.
Yıldırım Beyazıt üniversitesi web sayfasında da belirtildiği üzere “Üniversitelerin sorumluluğu sadece yetiştirdikleri öğrencilere meslek edindirmekle sınırlı değildir. Üniversiteler, topluma bilimsel, teknolojik, kültürel ve sosyal anlamda rehberlik edebilecek entelektüellerin de yetişeceği kurumlardır. Diğer taraftan üniversitelerin bir başka sorumluluğu da kurumsal önderliktir. Yıldırım Beyazıt Üniversitesi bu sorumluk bilinci içerisinde, resmi ve özel kurumlara gerektiğinde rehberlik edecek, yön verecek ve onlarla işbirliği yapacaktır. Disiplinler arası işbirliğini geliştirerek bu işbirliği içerisinde gerçekleştirilen çalışmaların toplumsal, kültürel, teknolojik ve ticari bir ürüne dönüşmesi için elinden gelen gayreti gösterecektir” denilmektedir. Bu cümleden hareketle üniversite yönetimi bölgenin ekonomik-kültürel-sosyal anlamda kalkınması içinde projeler üretmesi ve bu bölgedeki sivil toplum örgütleri, kamu ve yerel yönetimlerle, esnaf ve halk ile sıkı işbirliği içerinde olması gerekir. Maalesef bu konuda çok fazla bir ilerlemenin olduğunu söylemek şu aşamada mümkün değil. Umarız önümüzdeki dönemlerde bu işbirliği artar. Çünkü üniversiteye alınan gerek akademik ve gerekse idari kadrolarda şu ana kadar bölge insanından kimseyi görmek çok zor. Binlerce kişinin istihdam edileceği bu üniversiteye Türkiye nin her tarafından her gün yeni eleman alımı yapılırken şuana kadar bölge insanına istihdam anlamında bir katkı sağlamamıştır (belki ileride sembolik birkaç güvenlik görevlisi, temizlik şirketi elemanı olarak istihdam edilebilir). Bazı bölge milletvekillerine bu konuda talep iletildiğinde maalesef bu vekillerimiz bölgenin yetişmiş nitelikli insangücü potansiyelini bilmeden ya da görmezlikten gelerek ezbere sözler sarf etmesi bizleri üzmekte. Gerek akademik ve gerekse idari ve teknik anlamda uluslarası düzeyde nitelikli insangücümüz vardır. Bugün bürokraside, orduda, üniversitelerde, ticarette, sanayide, çeşitli sektörlerde çok önemli görevler üstlenmiş hemşerilerimiz bulunmaktadır. Hergün yurdumuzun çeşitli bölgelerinde üst düzeyde görev yapan hemşerilerimizin, akademisyenlerimizin olduğunu öğreniyor ve mutlu oluyoruz. Bu envanteri tutacak bir örgütün olmaması ve gücümüzü gösterecek yeterli birlikteliği sağlamamamız en büyük zaafımız. Bu yetişmiş insanlarımız hep kendi çabaları ile bir yerlere gelmişlerdir. Ancak bir noktadan sonra maalesef siyasi desteğe ihtiyaç vardır. İşte bu değerlere sahip çıkmak ve dinamikleri harekete geçirmek konusunda başta siyasi partilerimiz olmak üzere, Çubuk platformuna ve diğer sivil toplum örgütlerine büyük görev düşmektedir. Çubuk Platformu, diğer sivil toplum örgütleri ve siyasilerimizin önemli bir hedefi de ilçemizin bir eğitim merkezi haline getirmek olmalı. Örneğin Gölbaşı ilçesinde Atılım Üniversitesi, Gazi üniversitesi, Ankara Üniversitesi kampusleri bulunmaktadır. Bunlara ilave olarak Ufuk Üniversitesi ve TED koleji vakfı üniversitesinin de kampus çalışmaları devam etmektedir. Neden Çubukta iki ya da üç üniversite birden olmasın. Çubukta Gazi üniversitesine ait yerleri Yıldırım Beyazıt Üniversitesine devir etme konusunda ısrar etmek yerine ( bu konuda her iki üniversite yönetiminin de isteksiz olduğunu tahmin ediliyorum) bu yerlerde Gazi Üniversitesinin 4 yıllık fakülteler açması ve Bağandaşdaki araziye yeni bir Vakıf üniversitesinin getirilmesi ya da kurulması konusunda çaba sarf etmemizin daha rasyonel ve akılcı olacağını düşünüyorum. Tüm hemşerilerimin geçmiş bayramını kutlar, saygılar sunarım. |